2015-20

Belgesel Lab

"Cinayet Mahalli"

AES+F

AORTA

Issa Touma

Lori Nix

Shadi Ghadirian

Tina Enghoff

Aramis Kalay

Belgesel Lab

Emin Özmen

Çağdaş Erdoğan

Bedran Tekin

İFSAK Kadın Hakları Grubu

İlke Çoşkuner

İlke Veral

Ozan Emre Oktay

Sadık Demiröz

Seçkin Tercan

Yücel Tunca

 

Sadık Demiröz

"Yalnızlık ve İzolasyon"

 

Gerçeküstü görüntüler elde etmek için, hayatın yansıması diyebileceğimiz fotoğraf gerçekliğini, bir malzeme olarak kullanıyorum. Benim anlayışıma göre, fotoğrafik görüntüler, dünyada yaptığım bağlantılar, tecrübe, kazandığım birliktelikler ve yaşadığım ilişkilerimin bir görsel kolleksiyonudur. Fotoğrafi görsel olarak, bilinçli ya da bilinç dışı, karmaşık, soyut ve düşünsel kavramları ifade edebilir. Benim sanatsal görüşüm insan tecrübelerini vurgular. İlgili yada ilgisiz görüntüleri katmanlar oluşturarak  birleştirmek, zihnimde varolan soyut gerçekleri oluşturmama olanak sağlar. Fotoğraflarımı yalnızlık ve izolasyon duygularını ifade etmek için kullanırım. Ayrıca konunun mizahi ya da üzücü taraflarını da göstermeye çalışırım. Fotoğrafi hayatın gerçeklerini bir ayna gibi yansıtabilir fakat unutmayalım ki keşfedeeğimiz kendi dünyamız bildiğimiz gerçeklerden daha gerçek olabilir.

 

Sergi Salonu: Cumhuriyet Sanat Galerisi 01-30 Kasım 2016

 

Emin Özmen/Le Journal

"Kayıp Nesil"  "Belirsizlik"

Sergi:Türkiye'deki  Suriyeli çocuk işçiler hakkındaki çalışması Kayıp Nesil. Türkiye’de bulunan 2,7 milyon göçmenin yarısı çocuk. Yüzde 80’i de okula gitmiyor. 8,11, 15 yaşlarındalar. Türk devletinden destek görmeyen bu çocukların çalışmaktan başka çareleri yok. Zor şartlarda bazen günde 12 saat az bir ödeme karşılığında aylardır, yıllardır çalışıyorlar.

Fotoğraf Gösteri: Belirsizlik. Belirsizlik.  2015 Haziran ayında BM Mülteci Örgütü 2014 yılında mülteci ve yerlerinden edilmiş insan sayısının 60 milyon kişi gibi rekor bir rakama ulaştığını ilan etti. Emin Özmen çatışmalar yüzünden yerlerinden edilmiş nüfusu fotoğrafla belgelemek için uzun bir çalışma başlattı. Suriye, Irak, Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Hırvatistan, Macaristan, Avusturya, Almanya, İtalya ve Fransa'ya “mülteci” olmaya zorlanan insanlarla tanışmak için pek çok kez seyahat etti.

 

Sergi Salonu: Demirören İstiklal 02-30 Kasım 2016 (Kayıp Nesil)

 

 

 

Suriye iç savaşının yerlebir ettiği kentlerden yalnızca birisi; Kobani. IŞID'in işgal girişimi sonrası gerçekleşen direniş 133 gün sürdü. Türkiyeye sınır konumda olan şehirin nüfusunun tamamına yakını Türkiye'ye sığındı. Savaşın sona ermesinin ardından geri dönen Kobanililer yıkıntılar arasında yeni yaşam kurmaya çalışıyorlar.

 

Sergi Salonu: İFSAK  01-25 Kasım 2016

 

Çağdaş Erdoğan

"Kobani"

Bedran Tekin

Çadırlar 2015-2016

İFSAK Kadın Hakları Grubu

"Can Kırıkları"

Proje İFSAK’ta Kadına yönelik şiddet ve kadın hakları konusunu fotoğraflarla ifade etmek ve  '' 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ile 5 Aralık Kadın Hakları Günü’’ arasında yapılacak etkinliklerde bilinç oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır.

Proje hazırlıkları sırasında, bu konuda çalışan akademisyen ve sivil toplum kuruluşları ile söyleşiler düzenlenerek, konunun doğru ifade edilebilmesine olanak sağlanmaya çalışılmıştır. İstanbul Sözleşmesindeki kadına yönelik şiddet hükümleri ve Kadınlara Karşı Her türlü ayrımcılığın önlenmesi Sözleşmesi hükümleri ile Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin önlenmesi bildirgesi ana hareket noktası olmuştur.Kadın hakları ve kadına yönelik erkek şiddetiyle etkin mücadele kavramı içinde; aile-sosyal ve iş yaşamında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, sözel şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet , kadına yönelik toplumsal cinsiyete yönelik şiddet ele alınmıştır.  Sergi ve video gösterisinden oluşmaktadır.

 

Sergi Salonu: Cumhuriyet Sanat Galerisi 01-30 Kasım

İki benden söz ederiz hep... İşte bu benlerden biri akla sahip olup, onunla her şeyin üstesinden gelebileceği yanılsamasını yaşarken, diğer ben  bunun hiç de böyle olmadığını yaşayıp durur... Uygarlık içinde kendisini biçimlendiren insanın alt ve üst benlikleri, deformasyonları, bir bedende aynı anda  yaşam sürdürebilir. Bu beden o egolar toplamını temsil eder ve insanoğlunun kara kutusu içinde binlerce sırrı aynı anda barındırabilir...

İçimizde yaşayan ve çoğu zaman reddettiğimiz zaaflarımız, hayvani yanımız, hatta bir şekilde şeytanımız  bize en büyük düşman ol(may)abilir. İnsanlığın daima sorgulayageldiği "kimiz” , "bu çoklu hallerden hangisiyiz" sorusunu, bu kez kurguladığım portreler üzerinden  soruyorum; kendime, size…

 

Sergi Salonu: Demirören İstiklal 02-30 Kasım 2016

 

İlke Çoşkuner

"Kimiz"

Bir spor fotoğrafçısı olarak çalışmamın amacı, öfke gibi yıkıcı bir duygunun futbol sahalarındaki dışa vurumunu göstermektir. Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de maço bir karaktere sahip olan futbol, aynı zamanda şiddet olaylarının sık sık yaşandığı, eyleme dönüşmediği anlarda bile farklı şekillerde de olsa belirtilerinin rahatlıkla gözlemlenebildiği bir alan. Çalışmamda gerek sporcuların hırs ve egolarından kaynaklı öfke ifadeleri, gerekse taraftarların daha toplumsal nedenlerden kaynaklanan(hayat şartları, ekonomik yetersizlikler, vs.)  öfke nöbetlerinin şiddet eylemlerine dönüştüğü anlar gösterilmeye çalışılacaktır.

 

Sergi Salonu: Demirören İstiklal 02-30 Kasım 2016

 

İnsan, doğayla arasına koyduğu mesafeyle yitik bir yol inşa ediyor. Kendi varoluşuna hayali bir zemin hazırlarken, çoğu zaman yarattığı yıkımı görmezden gelerek yalnızlaşıyor. Yaşadığı dünyada var ettiği yalnızlık gün geçtikçe karanlık bir aura kazanıyor. Bu yıkıcı varoluş şekliyle, doğayla olan uyumdan uzaklaştıkça yalnızlığı bir gün içinden çıkılmaz bir hal alacak ve insan yarattığı yıkım içinde kayıp ruhlara dönüşecek. Bugün insan, gelişmişliğini doğaya verdiği zararla eşdeğer görüyor sanki. Ne kadar yapılaşırsa o kadar güçlendiğini düşünen kentli birey, bunun bir aldanmadan ibaret olduğunu ve kendi yok oluşunu hızlandırdığını görmüyor. Dünyada insan eliyle verilen zarar gittikçe geri dönülmez bir hal alıyor. Bu fotoğraf serisi kuzey ormanlarında yaşanan yıkıma görsel bir pekiştirme yaratmıyor, sadece fantastik bir boyut açıyor. Dairesel olanın kapsayıcılığı, izleyene doğanın içinde tıpkı dünyanın formuna benzer bir yenilik yaratmayı amaçlıyor. Bir tüneli andıran bu imge izleyiciyle bütünleşmeyi hedefliyor. Doğayla beraber insan imgesi de varlığını koruyor.

 

Sergi Salonu: İFSAK Galeri 01-25 Kasım 2016

 

Seçkin Tercan

İsimsiz/2016

Özgürlüğü arayan ile teslimiyeti konforlu bulan insan, aynı insan aslında.

Dramatik akıbetimiz, farklı bedenlerde, farklı zaman ve mekânlarda karşı karşıya gelen özgürlükçü yanımızla, ona her daim eziyet eden teslimiyetçi yanımız arasındaki çatışmayla belirleniyor.

 

İFSAK Galeri 01-25 Kasım 2016

 

 

Yücel Tunca

Direniş

Bedran Tekin’in Çadırlar (2015-2016?) isimli fotoğraf serisi anonimlik fikrinden yola çıkan bir çalışmadır. Serideki fotoğraflar, Tekin’in ziyaret ettiği mülteci kamplarındaki çadırların iç mekanlarını gösteriyor. İstiflenmiş bavullar, kenara yığılmış döşekler, üst üste yığılmış battaniyeler ile çuvallara doldurulmuş kıyafetler her an yer değiştirmeye hazır vaziyetteler. Beşiğin yanında duran oyuncak ayı ve kenarda pırıldayan el çantası gibi kişisel eşyalar ise oldukça az sayıda. Fotoğraflar hiçbir mülteciyi göstermiyor.Belgelenen eşyalar ise sahiplerine dair hikayeler anlatamayacak kadar şahsilikten uzak ve anonimler. Kişiselleştirilememiş mekanların yanı sıra, fotoğraflardaki asgari ve tekrarlanan görsel dil de anonimlik fikrini kuvvetlendiriyor. Bu seride Tekin’in öznesi mültecilerin kendisinden ziyade, anonim kalan yaşam alanları, hayatları ve aynı zamanda haber görselleri üzerinden karşılaştığımız temsilleridir.

İlham Tibet

Rıza Aydın

Sinan Kılıç

Açık Çağrı

Atölyeler

Altan Bal

Ercan Arslan

Yücel Tunca

İnsanın doğa ile ile ilişkisini irdeleyen ve 4 eserden oluşan bir seri kavramsal fotogram çalışması....

 

Sergi Salonu: Demirören İstiklal 02-30 Kasım 2016

Uluslararası

Bir zamanlar, sunduğu fırsatların hiç bitmediğine inanıldığından "Taşı toprağı altındandır" diye anılırdı .  Toprağı bitti, geriye taşı kaldı, betonu kaldı. Onu yenmeye kafayı koymuş sakinleri ise toprağı taşa, taşı altına çevirmeyi çoktan keşfettiler.   Yollarına çıkan her "şeyi" satın alıp alamayacaklarına göre değerlendirip, para etmeyenleri ortadan kaldıyorlar. Şehrin yer yerinde pervasızca cinayeter işleniyor. Kurbanlardan arta kalanları saklamayı bile gerek duymadan.

Belgeselab ekibi, Cinayet Mahalline geri dönerek, İstanbul'un kesilen ağaçlarının kaydını tutuyor, kurbanlarını anıyor.

Fotoğraflar: Esra Korur, İsmail Vatansever, Murat Şensu, Murat Çoşkunçay, ILgın Soycan, Yusuf Ak. Editör: Altan Bal

www.belgeselab.org

 

Sergi Salonu: Cumhuriyet Sanat Galerisi 01-30 Kasım

 

 

 

Aramis Kalay

"Doğa'l Ölüm"

Ulusal

AES+F

Altan Bal

AORTA

Issa Touma

Merih Akoğul

Orhan Cem Çetin

Özcan Yurdalan

Shadil Ghadirian

Shahidul Alam

 

 

Portfolyo Değerlendirme

İFSAK

İTÜ Rektörlük Sanat Galerisi

UPSD

Saint Pulchére

Cumhuriyet Sanat Galerisi

Demirören İstiklal

 

 

Sergi Salonları

İFSAK 24. İstanbul Fotoğraf Günleri Programı için Tıklayın